21 Eylül 2013 Cumartesi

Oğluşların Okulu Piramit Anaokulu... Biz Doğru Yerdeyiz, Peki Siz?

Evet evet kozmetik dışı bir post olacak ama takip edenler biliyorlardır iki güzel oğlum var benim...





Her anne gibi bende onlar için en iyisini istiyorum. Tüm hayatımızı onların istek ve ihtiyaçlarına göre planlıyor, yaşamları için en doğru kararları almaya çalışıyorum.





Hep iyi ve olumlu şeyler ile karşılaşmalarını temenni ederek okul deneyimlerinin endişesini içimde yaşayıp onlara belli etmeden, onları her türlü şeye, yani hayata hazırlamaya çalışıyorum, çalışıyoruz...



Geçen yıl oğluşlar 3 yaşına basacakları sıralarda iyi bir kreş arayışına girişmiştim, araştırdım, gittim, gördüm, nedense hep içime  sinmeyen şeyler vardı, aslında hep iyi okullardı ama sanırım hayat bizi Piramit Anaokulu 'yla  karşılaştıracakmış:)



Tamamen bir tesadüf eseri bulduk okulumuzu, okul müdürümüz sevgili Zeynep Hanım ile ilk görüşmemizi yaptığımızda kendisinde çocuklarımı emanet edebilecek güveni bulmuştum..



Duygusal bir insanım, klasik balık burcu insanı:) gerçekten kanım ısındı, hem okula, hem Zeynep Öğretmene, hem de daha sonraki görüşmemizde tanıştığımız çocuklarımın sınıf öğretmeni Sevgili Gülşah Öğretmene de. O kadar tatlı, ilgili, özenli ve sempatik ki:)



Peki bir okul da neler olmalı sizce? Benim için güvenlik her şeyden önce gelir mesela, size de öyle geliyor mu bilmiyorum ama oğluşların sağ salim her gün  eve geliyor olması aslında mucize gibi bir şey! Çünküüü o kadar hareketliler ve akıl almaz şeyler yapıyorlar ki, düz duvara tırmanmaya çalışmak onlar için çok normal, inanın abartmıyorum.




Çocuklarım için doğal,  katkı maddesiz  yiyecekler yedirilmeli, özenli olunmalıydı, doğru yerdeydik...



Gezdiğim bir çok anaokulunda her sabah süt ve yumurta yoktu mesela, neden yoktu onu bilmiyorum, çok tuhaf, ben mi yanlış biliyorum her sabah çocuklar süt içmeli değiller mi? Bence kesinlikle! Bir de kesinlikle günlük süt olacak! Bu konuda bizim okulumuz çok hassas yine doğru yerdeydik...



Atatürkçü bir düşünce görüşüne sahip olmalıydı okulumuz, doğru yerdeydik...

Yabancı dil artık olmazsa olmaz bir kural, ama gerçekten İngilizce düşünebilen bir öğretmen ile, bu da bence öğretmenin yabancı  olmasını gerektiriyor, Amerikalı Öğretmenimiz tatlı Bayan Marga ile biz yine doğru yerdeydik...



Bu yıl oğluşlar İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da öğrenmeye başlayacaklar ki biz yine doğru yerdeyiz:)



Eğlenceli aktiviteleri, jimnastik, satranç, drama, modern dans, müzik gibi branş dersleri ile  yine doğru yerdeydik...



Okula ilk başladığımızda hakkında hiç bir şey bilmediğim, telaffuz etmekte bile zorlandığım, şimdi ise çok çok faydasını gördüğümüz, hakkında çok şeyi öğrendiğim bir  öğretme metodu olan  Montessori yöntemini uyguluyorlar çocuklarımıza, peki bu  yöntem nasıl bir şey derseniz aşağıda birazcık kitabi bilgiye ihtiyaç olabilir, şöyle ki;

Montessori felsefesinde ‘çocuğun bireyselliği’ ön plandadır. Her çocuk, kendine özgü bir gelişime sahip bireysel bir kişiliktir, "Bana kendim yapabilmem için yardım et"

Montessori yönteminin temel öngörüleri ise,

Çocuk yetersiz bir birey değildir. Tüm canlılar gibi çocuk da bağımsızlığını yani kimsenin yardımı olmadan kendi ayakları üstünde durabilmeyi ister.

Çocuğa saygı duymak gerekir aksi takdirde onun seçimleri doğru değerlendirilemez.

Gelişim süreci içinde çocuğun çevresindeki bazı uyaranlara karşı zaman zaman daha duyarlı olduğu dönemler vardır. Bu dönemlerde öğrenme diğer dönemlere göre çok hızlı, yoğun ve etkisi güçlüdür. Hayatın ilk altı yılında mümkün olan duyarlı dönemlerde (Kritik Dönemler )çocuk dile, sosyal ilişkilere, duyularını geliştirme ve ayrıntılamaya, bilgilerini sınıflandırma ve derecelendirmeye eğilimli olur. Bu nedenle çevre duyarlı dönemleri en verimli biçimde kullanabilecek bir biçimde düzenlenmelidir.

Çocuklara sözel olarak bilgi iletilmesi yararsız bir çabadır. Çocuklar bu dönemde bilgiyi mutlak surette yaparak ve yaşayarak alırlar. Sorun bilgiyi alma ve değerlendirme sürecinin çocuğa nasıl yaşatılabileceğidir. Montessori araçları çocuğun bilgiyi yaşayarak keşfedebilmesini sağlar çünkü artık bilgi söz gibi soyut değil ama çocuğun eliyle işleyebileceği somut bir biçimdedir
 
 
 
İşte Montessori yöntemi bu şekilde,  biz çok fazla faydasını görüyoruz, gerçekten inandığım ve güvendiğim bir metot...
 
 
Okul öncesi eğitim o kadar önemliymiş ki, hepimiz özgüveni yüksek, kendini koruyabilen, şefkatli, çevresine duyarlı, Atatürkçü,  güven duygusu zedelenmemiş,  yüreğinde  sevgiyi koruyabilen çocuklar yetiştirmek istiyoruz öyle değil mi?
 
 
Benim içim çok rahat oğluşlar doğru ve güvenli yerdeler, mutlular, okula gitmek onlar için bir eğlence, evet evet severek gidiyorlar şu an,  umarım ilerde de hep böyle olur bizi hiç üzmezler.
 
 
Okulumuzu görmek istiyorsanız BURADAN inceleyebilirsiniz.
 
Sevgiler:)

3 yorum:

  1. Ne mutlu size.. güzel bir yer maaşallah..başarılı ve mutlu daha nice yıllar miniklere:)
    benim de oğlum 22 aylık.2 aydır yarım gün Boğaziçi park anaokuluna gidiyorlar yarım gün de anneanne bakıyor..ŞÜkür memnunum..inşallah böyle devam eder.
    sevgilerimle, bloguma da beklerim

    YanıtlayınSil
  2. ne mutlu size içinize sinen bir okula verebilmişiniz. her çocuk bu güzellikleri, bu özeni hakkediyor. sizin b güzel postunuzdan yola çıkarak , tüm çocuklar diliyorum bu güzellikleri. :)

    YanıtlayınSil
  3. merhaba, sanirim komsuyuz. cocuklarinizi tanidim :))) cok tatlilar, tabi artik buyumusler:))) oglum 19 aylik. piramit anaokulu hakkinda dusunceleriniz hala ayni mi acaba? tecrubelerinize ihtiyacim var

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...